Remember the Titans

, , 0 Comments


Sünger çekmek, temizlikte kullanılan bir tabir olabilirse de geçmişe sünger çekmek denilince algı değişiyor. Benim için geçmişe sünger çekmek olası bir durum değil. Hem nasıl olsun ki! İç bahçede öğrendik biz adam olmayı, uygun adımda sakız çiğnemeyi… Yaşlanmak bize göre değil.

Yine de eskiyor her şey gibi anılar. Eskiyor ve hatta pas tutuyor dört bir yanım. Senesini hatırlayamıyorum bu yüzden ama unutma diyor varlığı bana. Küstahlığa bak, “Remember the Titans”.

Sene olmuş 2 bin on 3, aklıma düşüyor unutma dendiği üzere. Aklımdan hiç çıkmadı değil ama sıcak bir sonbahar gününün yorgunluğuna misafir oldu bu Perşembe akşamında.

Onu öyle oturup anlatamam. Az biraz mevzuyu da bilmek gerekir aslında onu anlamak için. Benzer herhangi bir ayrımın kültürümüzde yer almadığı ve benim de cümleyi kurarken zorlandığım siyahlarla beyazların hikayesi anlatılan. Hiç uzatmayıp 'unutmayın' diye haykırsam ya hiç başlamadan.
*          *          *
Evimin salonunda bir Mali’li, adı Mamadou(Muhammed). Renk katıyor Fransızcası dünyamıza. Renk katıyor varlığı âlemimize. İngilizcesi yok, ne olmuş yani! Bizde de Fransızca yok. Hal böyle olunca, Mamadou ile ilişkimiz 3G hızına mahkûm oluyor. Fransızca bir sözlük sitesinin ifadelerimi çevirebildiği ölçüde anlaşıyoruz kendisiyle. Gramer yok, dil bilgisi yok! Zaman zaman kullanılan işaret dili ve onun gülümseyen yüzü var. Biz ezelden renk körüymüşüz onu anlıyorum bu hallerimizle.
*          *          *
Şuna bak elin birleşik devletlerinde sene bilmem kaç, siyahların okullara ilk kabul senesi, T.C. Williams(Titans) lise takımına seçilen Amerikan futbolu oyuncularının tabuları yıkması kolay değil. Koç inatçı, kibirli biraz da megaloman. Film inişli çıkışlı. Olaylar olaylar. Çok da fazla isim var ama çoğunu hatırlıyorum; Gary, Eve, Sunshine, Lastik, Bruce, Ray, Boone, Iolt…


Takımın yeni sezona hazırlanmadan önce aşması gereken tabular var. Askeri bir havada geçen kamp dönemi sonrası, birbiri ardına enteresan hadiselerin yaşandığı sezon şampiyonlukla noktalansa da, kaptanın trafik kazası sonucu felç olması ve filmin sonunda belirtildiği üzere yine bir trafik kazası sonucu vefat etmesi çok acı. Konusunu yaşanmış bir hikâyeden alıyor film ve oyuncular bizim asla anlayamayacağımız ırkçılık tatavasını aşarak takım ruhuyla mutlu sona ulaşıyorlar.


Bir anda düşüverdim filmin ortasına. Patır patır anlattım tüm olup biteni bir çırpıda ya. Siz bakmayın bana. Battaniye altında içimin ürperdiği sahnelerle dolu bu film. Anladığınız üzere uzun bir aradan sonra ikinci kez izledim filmi. Onlar her ne kadar Remember demişlerse de filmin çoğunu unutmuşum üstüne, dert değil. Bu gece Titanların gecesi. Çıkıp sahaya koşasım geldi inanın.(Fatih hoca modunda)

Aksiyon yok, dram yok, komedi yok, heyecan yok! Ama sanki oturmuş da Boone’dan şu hikayeyi hele bir başından anlat demişsiniz hissinde her şey. Size dokunuyor, size hissettiriyor ve ekran ‘The End’ yazdığında kibarca koltuğunuzdan kalkıyorsunuz. Yine bu aralar gerçekten bir şeyler izlemek düşüncesi hâsıl olmuşsa zihninize. E buyurun; Remember the Titans!
*          *          *

Mamadou uyuyor. Bonne nuit Mamadou.

Tarık Saydırun

Pertevbey, şaşırtcı bir deneme yazarı aslında. O bir kahraman değilse de, söylediklerinde dinlenilesi öğütler saklı çoğu zaman.

0 yorum: