Bozuk Para Futbolu

, , , , , , 0 Comments


Ülkemizde ve dünyada en çok takip edilen ve en kalabalık taraftar kitlelerince desteklenen spor dalının adı futbol. Çeşitli dillerde çeşitli kelimelerle ifade ediliyor olsa da, oyunda kazanılan sayıya verilen isim olan “gol” sözcüğüyle tüm dillerde iletişim kurabilmeniz muhtemel. Gol yıllar yılı güzel futbolun meyvesi olarak algılanmışsa da, son yıllarda alışılmış türden futbol oynanmıyor dünyada. Ekoller alt üst olmuş durumda ve piyasa iyiden iyiye kızışıyor.

Yıllar yılı Avrupa’nın dev bütçeli kulüpleriyle boş ölçüşmeye çalışma geleneğimiz sene 2013 halen devam ediyor. Yer yer başarılı olduğumuz bir gerçekse de, Euro’ nun Türk Lirası karşısındaki değeri seyrini koruduğu müddetçe bizim tarla sürüp organik meyve yetiştiriciliği yapmamız gerekecek ne yazık ki.

Tabi son yılarda Avrupa’ nın içinde bulunduğu mali kriz ve ortada ‘Kriz bizi teğet geçti’ diyerek piyasaları rahatlatacak bir liderin olmayışı, Euro bölgelerindeki krizin devam etmesine ve Yunanistan gibi ekonomisi kısıtlı kaynaklar üzerine kurulmuş ülkelerin de toparlanamamasına neden oluyor.

Türk futbol ekonomisiyse, ülke ekonomisine paralel olarak gelir düzeylerinin arttığı bir yapıya büründü. Son yapılan canlı yayın ihalesinde imzalanan protokolle tarihi bir gelir bütçesine kavuşan süper lig takımları ayrıca TFF’ den galibiyet başına 900 bin TL, beraberlik halindeyse 450 bin TL ödeme alıyor. Bu durum tüm süper lig takımlarını ekonomik anlamda geniş davranma politikaları üretmeye sevk etti. Nitekim bu sayede Avrupa’ nın yıldız oyuncularıyla birer ikişer anlaşılmaya başlandı. Veteran oyuncuların, adı Roberto Carlos olsa da ülkemize gelmesine alışmıştık ancak altın dönemlerinde ülkemize gelen futbolcuların artması bu ekonomik genişliğin bir kanıtı adeta. Öyle ki, 3 büyükler tarihin en kötü ilk yarı performansını göstererek 17 maçlık dönemde lig liderinin, kazanılabilecek 51 muhtemel puandan 33 puan topladığı bir sezon ilk yarısını geride bıraktı. Buna neden olan realiteyse Anadolu takımlarının kadrolarında bulunan üst düzey oyuncular. Kayserispor’ da Bobo ve Pablo Mouche, Antalyaspor’ da İsmail Aissati, Eskişehirspor’ da Dede, Kamara ve Necati, Karabükspor’ da Lua Lua ve Shelton, Kasımpaşa’ da Issakson, Ernst ve Uche, Orduspor’ da İspanyol David Barral, İBB Spor’da milli takımında Samuel Eto’ nun partneri Pierre Webo ve Portekizli kaleci Eduardo...

Kadrolar ve yıldız oyuncular demişken büyük takımlarımızın kadrolarının daha ışıldar halde olduğunu görüyoruz. Geçtiğimiz birkaç sezonu da göz önüne alarak yüksek maliyetli oyuncuları derlersek; Fenerbahçe’ nin sezon başında kadrosuna kattığı Meireles, Krasiç ve geçen sezon takıma katılan Moussa Sow’ un yanında her ne kadar sonu hüsranla bitmişse de Daniel Guiza transferleri sarı lacivertli ekibin son yıllarda gerçekleştirdiği yüksek maliyetli bomba transferler. Galatasaray’ da iki sezondur kiralık oynayan Felipe Melo, bir başka Brezilyalı Elano, kaleci Fernando Muslera ve son transfer Wesley Sneijder Cimbom’ un transfer ataklarını oluşturuyor. En dikkat çeken kadro ise Beşiktaş’ ta. Siyah beyazlı ekibin Portekiz çetesi olarak adlandırılan Quaresma, Almeida, Fernandes ve Simao bir dönem takımın hücum bölgesini oluşturuyordu. Ve yine süper ligin transferde sürpriz takımı Kasımpaşa Spor’ un transferleri: Kaleci Issakson, Nijeryalı Kalu Uche ve Porto’ dan kiralık Djalma Campos. Trabzonspor’ un Mark Janko’ su, Emerson’ u ve Sapara’ da Karadeniz ekibinin yıldız isimleri.


Tüm bu kadrolar böyleyken bir de takımlarımızın transfer listelerine bakınca hedefin hep üst düzey olduğunu ve çıtanın aşağı değil sürekli yukarı çıkmaya çalıştığını görüyoruz. Buna örnekse Beşiktaş ve Galatasaray’ ın sezon başında önerilen 26 yaşındaki Hollandalı sol bek Drenthe’ yi beğenmemesi, Fatih Terim’ in Kàka ısrarı ve Aykut Kocaman’ ın bitmeyen Belhanda aşkı.

Eee ne diyelim. Sen olmuşsun arkadaş! Hâsılı Avrupa’ da da başarılı olmak ümidiyle…

Tarık Saydırun

Pertevbey, şaşırtcı bir deneme yazarı aslında. O bir kahraman değilse de, söylediklerinde dinlenilesi öğütler saklı çoğu zaman.

0 yorum: